17 Ara 2011

Rusya Ligi En İyi On Bir

Benim gibi duygularıyla hareket eden bir insan için ligin en iyi oyuncularının karmasını oluşturmak inanın çok zor. Bu yüzden kendime en az hasar verecek şekilde bir ilk 11 yaptım. Kadroyu oluştururken en çok orta saha ve forvet hattında zorlandım. Mesela Emenike ve Eto'o'yu kadroya dahil etmedim. Aslında Emenike yedek kadrodan girebilirdi, ama daha her şey net değil. Karabük'teki performansını bilerek ne yapacağını biliyoruz ama olsun. Bu yüzden yedek kadroda Traore var, ki Petrescu ona günde 2 posta dayak atsa şu an ilk on birdeydi, bir de nereye koyacağımı bilemediğim Voronin!



4-4-2'den 4-1-3-2 taktiğine evrimleşerek gelen geçenden 5 gol yemeyi planlıyorum bu kadroyla. Kısaca isimlere bakacak olursak:

KALECİ:

Igor Akinfeev (Cska Moskova) : Bana kalsa kendisini yedek kulübesinde çürütmek isterim. Hatta soğuk havalarda battaniye bile vermem kendisine, ama hakkını da yememek gerekiyor. Adı Akinfeviç olsaydı şu anda daha göz önünde olan bir lige transfer olmuştu. Rusya'dan oyuncu transfer etmenin, hele ki ligin ve milli takımın en önemli oyuncusunu, ne kadar zor olduğu biliniyor. Bir de adam kaleci. Rakiplerine hep tepeden bakan kibiriyle ligde 22 maçta 15 gol yedi. Sakatlandıktan sonra takımın nasıl sıradan bir ekibe dönüştüğü ise gözlerimi yaşarttı. Geri kalan maçlarda kaleye geçeceğini tüm Rusya sevinçle bekliyordur eminim. Bu arada Akinfeev, salon idmanlarından arta kalan vakitlerde de rap albümüne eşlik yapmıştı. 

DEFANS:

Cristian Ansaldi (Rubin Kazan): En az zorlandığım pozisyonlardan birisi sol bekti. Ya Criscito'yu ya da Ansaldi'yi seçecektim. Zenit'ten fazla oyuncu olmasın diye Arjantili'yi seçtim. Kapı gibi defans oyuncusu olan güzel sesli oyuncumuz büyük bir ihtimalle Rusya'dan uzaklaşacak. İtalyan pasaportu (nasıl bir laf bu?) da olduğunu düşünürsek Avrupa'da bir yerlere kapak atar artık. Rubin'in defansif oyun tarzında sol kanatı şenlendiriyordu. Onun olmadığı maçlar ise iyice işkenceye dönüşüyor.

Aleksander Anyukov (Zenit) : Hani biz Gökhan Gönül'ü yerden göğe sığdıramıyoruz ya işte bu adam ondan daha fazlasını hak ediyor. Tek eksiği oyuncu geçme yeteneğidir, yoksa kademe desen var, orta desen var, gol desen o da arada sırada var. Kısaca büyük kaptandır kendisi.

Bruno Alves (Zenit) : 22 milyon Euro eder miydi sorusuna ya da "Zenit'in 22 milyonluk oyuncusu" sözüne hiç girmek istemiyorum. Sonuçta her şeyin bir bedeli var. Zaman zaman çok krtik hatalar yapsa da ligin tartışmasız en iyi stoperi. işin ilginç Real Madridli Pepe ile aynı hataları yapması. Tabii ki Alves daha insancıl. Pepe'nin yanına şu sıralar kimse yaklaşamaz gibi. 

Salvatore Bocchetti: (Rubin Kazan): Rubin'den buraya bir isim daha aldım. Aslında Bruno'nun yanına Ignashevich'i koymak isterdim, fakat ikisi birbirini yer diye Bocchetti'de karar kıldım. Şu ikiliyle çıkmak demek her an patlamaya hazır bir bombayla sahada olmak demektir. Şaka bir yana ligde en sevdiğim defanslardan birisidir. Gurban Hoca'nın en güvendiği isim büyük ihtimalle kendisidir. Sol beke koy orada oynar, bana mısın demez. Duran toplarda rakip defansı bir güzel birbirine katar. Tipik bir İtalyan aslında. Onun da Juventus'a gideceği gibi sözler var, her sene olduğu gibi.

ORTA SAHA:

Igor Denisov (Zenit): İsterse tüm sezon yedek beklesin yine de burada yerini alacak olan tek kişidir bizim Igor. İlk olarak çok iyi top kesen bir oyuncu. Keşke bununla ilgili istatistiklere ulaşabilsem. Defansını Denisov gibi rahatlatan bir oyuncu daha yok şu ligde. Bunun yanında son derece de sert bir oyuncu. Oyum 10/10
Denisov dedikten sonra da şu videoya mutlaka bir bakın.

Mbark Boussoufa (Anzhi): Transferin son gününde Terek'e çalım atarak Dağıstan ekibine imzayı basmıştı. Çeçenistan'da oynamak istememesinin en başında güvenlik sorunları geliyordu. Dağıstan sanki çok güvenilir bir yer diyebilirsiniz, ama en azından Anzhi bu konuda daha iyi. Söyleyeceğim bir sonraki şey ise ne zaman Anzhi bir transfer yapsa bütün yaptığı bütün flaş trasnferlerin ismi sayılır ama bizim Mübarek ne yazık ki o listeye giremez. Transfer piyasası olmasa tamam da böyle bir durum da söz konusu da değil. Boussoufa, Anzhi'nin tam olarak beyni. O olmadan Anzhi nasıl bir takım olur şu an bilemiyorum. Sahada basmadık yer bırakmayan bir insan. Takım arkadaşı Ahmedov'u da keşke buraya yazabilseydim.

Alan Dzagoev (Cska Moskova): Bir şey yazmama gerek var mı? Tek kelimeyle o bir "Dursun".

Danny (Zenit): Şu Portekizliler'in ayağının dışıyla topa vurması en çok ona yakışıyor. Lige oynadığı 27 maçta 9 gol atıp 10 tane de asist yaptı. Şayet Kerzhakov sakatlanmasaydı asist sayısı eminim daha da yükselirdi. 

FORVET

Aleksander Kerzhakov (Zenit): Koşarken boynu yok olan koca kafa. Evet, depar atarken birden boynu yok olup kafasına karışıyor ve bu yüzden kafası kocaman oluyor:) Gol krallığında Doumbia ile yarışırken yaşadığı sakatlık sonrasında bu yarışma sona erdi diyebiliriz. 22 maçta 16 gol, 7 asisti var. Çok şut kullandığı söylense de girdiği pozisyonları düşünürsek gayet normal. 

Seydou Doumbia: (Cska Moskova): Partneri Love ile muhteşem bir uyum halinde olan Doumbia 30 maçta 24 gol atıp 9 tane de asist yaptı. Ceza sahasında topla buluştuğu vakit ayağından çıkan topun gol olmama olasılığı çok düşük. 



YEDEKLER: 

Malafeev (Zenit), Traore (Kuban), Ignashevich (Cska), Voronin (Dinamo), Agalarov (Anzhi), Glushakov (Lokomotiv), Semshov (Dinamo)

4 yorum:

enes dedi ki...

aslında modern futbol sistemi olan 4-3-3'e göre kurup Eto-Emenike-Doumbia üçlüsüyle gelen geçene 7 atıp gönderebiilrdin;DD

can (futbolmuhalifi) dedi ki...

kerzhakov varken emenike'ye ancak su taşıma görevi düşer:)) forvette birbirlerini yerler yeminle bu üçlü.

enes dedi ki...

Kerzhakov o kadar iyi mi bilmiyorum kısa bir Sevilla macerası olmuştu galiba..

Üç tane boğa hem birbirlerini hem de rakiplerini yerler;D

can (futbolmuhalifi) dedi ki...

kerzh'in ufak bir avrupa macerası var, ama salla:) her ne kadar tam anlamıyla rusya'da forvet fazla olmasa da şu an ruslar'ın en iyi forveti.

düşünsene hocam bu takımı oluşturmak için uğraşıyorsun. teknik direktörlerin işi sırf bu konuda bile zor valla.