BIY AD

12 Kas 2009

Marko Miliç Tv

Marko Miliç'in görüntülerinin yer aldığı 2 site. Sanırım sitenin sahibi Miliç'miş. Şöyle bir bakayım dedim de çok ses çıkıyor diye kapattım hemen. Gerçi biri tv olarak geçiyor nette. vereyim de linkleri belki tıklayan olur. Her ne kadar ülkemizde iplenmeyen bir isim olsa da ülkesinde seviliyor bu smaç canavarı.

http://www.milko.tv/ http://www.milko.si/

Read more...

11 Kas 2009

Bildiğin Semih Erden

Saygın Soysal

Read more...

E N K E

Sinir harbi gibi bir gündü bugün benim için. Resmen etrafa ateş püskürüyordum. İşte bu telaş içinde nete daha yeni girdim, daha doğrusu bloga filan yeni bakıyordum. Ben Fenerbahçeliyim "Robert Enke Vefat Etti" diye bir yazı yazmış. Kendisinin üslubunu az çok bildiğim için "kesin bir yerlerde 5 gol yemiştir." diye geçirdim; ama yorumda da "korkutma la insanları" diyecektim. Enke, gerçekten bu hayattan ayrılmış. Tamam, bir sürü insan ülkemizde yaşamını yitiriyor ve benim Alman bir kaleci için bunu yazmam olaylardan tamamen uzaklaştığımın kanıtıdır. Diyebilirsiniz. Haklısınız da bu konu hakkında bir şey diyemem.
Her neyse, Enke bizim için 1 maçta 3 gol yiyip evinin yolunu tutan Hans'tı. Çoğu kişinin rakı sofrasında meze bile olmuştur. Hele ki Almanya'da devleşmesi resmen onunla gurur duymamıza yol açmıştı. Yargısız infaz edilen bir kaleci olarak ona karşı içimizde hep bir suçluluk duygusu vardı. Ne bileyim McRae'nin ölüm haberini televizyonda duyduğum zaman geldi aklıma. Bir an doğru mu yanlış mı diye sormuştum. Yaşayanların ölmek istediği, ölenlerin ise yaşamak istediği bir dünya. (ölülerin isteği!) 1 maçlık bile olsa derin bir iz bırakmıştın Enke kalbimde. Toprağın bol olsun.

Read more...

10 Kas 2009

Mirsad Türkcan Almanya'da

Hürriyet'in bugünkü haberine göre Mirsad sakatlığı için Almanya'ya gitmiş. Umarım Bayern'in doktoruna gitmemiştir. Şaka bir yana gerçekten sakat değilse Mirsad, Aziz Yıldırım'ın çürütme operasyonunu geçirmekte olduğunu söyleyebilirim. Efes maçında ısınırken bile o kadar uzaktı ki her şeye canının sıkıldığı hemen belli oluyordu. Hatta oyuncular ısınırken Mirsad etrafta dolaşıyordu. Sağolsun Fenerbahçe taraftarı bir saniye bile susmadığı için adama seslenemedim de. Biraderimin dediği gibi "Efes'e versinler bari işe yarardı ya" harbiden şu an Efes'te çok işe yarardı. Bırakın Efes'i her takımda işe yarar Mirsad.


foto: milliyet.com.tr

Read more...

Atv Ana Haber

Aslında daha önceden yazacaktım bu konuyu; ama olay farklıydı. O sıralar gündemde Ergenekon soruşturması vardı ve Atv'nin her haberi bu konu üzerineydi. Hatta işi abartıp Chp'nin x ilçesindeki meclis üyesinin yemek yerken esnaf lokantasındaki garsona bahşiş vermemesini bile haber yapıyorlardı. Televizyon satıldı, hükümet yanlısı oldu vs. Medya bilindiği gibi en iyi propaganda aracıdır. En uzaktaki kitleye bile bu şekilde ulaşabiliyor insan. Her neyse, yine geç yazılmış bir yazı olacak ama efendim Ercan Saatçi'nin son hareketini herkes biliyor. Saatçi ne kadar profesyonellik dışı davranmışsa o görüntüyü de sızdıran da aynı şekilde davranmıştır. İşin ahlaki boyutu için bir şey diyemem. Çünkü iki taraf da farklı şeyi söylüyor ki ben de farklı şeyleri söylerim sonuçta. Atv ile bağlantısına gelecek olursak, bu görüntüler üzerinde öyle bir durdular ki sanki dünyanın gündemi buymuş gibi. Yoksa Aydın Doğan ve Akp arasındaki vergi kargasının yansıması olduğu her halinden belliydi aslında. Şayet çıkar çatışması olmasaydı bu kadar önemli mi olurdu?
"Atv'nin haberlerini mi izliyorsun?" diyen arkadaşlarım var. Evet, izliyorum ben. Normalde televizyonu açmaya üşenen bir insanım. Bırakın digiturk filan evde hâlâ anten yok. Televizyonun arkasına taktığım tornavida işimi çok bile görüyor. Mesela Kanal D göstermiyorsa anteni sağa sola oynatırdık ya işte ben o durumda televizyon sehpasını sağa sola sürüklüyorum. Sonuçta maçları bile netten indiriyorum. Keşke haberleri de taşısalar oraya, iyi olurdu benim için.

Read more...

Yandım Ersan Koş

Detroit maçını izledim ve Ersan'ın maça katkısı açıkça belli oluyordu. Mesela ilk çeyreğin sonlarına doğru oyuna girdi, hem de takımı yenik durumdaydı. Bir asist, üstüne de bir sayı ile takımına 4 sayılık katkı sağladı. Bir de Bogout o maçta çok kötü olduğu için pivot pozisyonuna Hakiim kaydırıldı. Yani kendisini 4 numarada bolca izleme şansını elde ettim. Takımın çıktığı her hızlı hücumda en önde koşan bizim Ersan'dı. Jennings faktörünü de unutmamak gerekiyor. Bunun yanında sevgili Ersan'ımız 4 numara olarak oynasa da hücuma hep dışarılarda geziyor. Sebebi ise içeri girecek gücü olmaması. Bire bir oyunu olmaması ve kısa forvet için biraz yavaş olması onun en kötü yönü. Şayet bunları geliştirirse Bucks'ın sorunlu olduğu kısa forvet pozisyonunda da rahatlıkla kendisine yer bulur. 13 ribaund aldığı maçı arıyorum şimdi de. Her zamanki Bucks maçı gibi bulunması zahmetli bir karşılaşma.


Son olarak da hâlâ çok çekingen Ersan. Çok kısa bir süre içinde Özbekistan, Türkiye, İspanya ve Amerika'da bulundu. İngilizce konusunda bir ara sıkıntıları vardı. Şayet bu sorunu halletmişse çekingenliğini de rahatlıkla üstünden atar. Mesela maç sonunda rakip oyuncularla teker teker "çak" yapmaya çalıştı, iplemediler ve sonunda Ersan da çekip gitti. Dövesim geldi o an Detroitli oyuncuları.

Read more...

09 Kas 2009

Efes Pilsen-Fenerbahçe Ülker: 80-67



Daha kapılar açılmadan önce Fenerbahçeli taraftarlar bir tarafta toplanmış Galatasaray için küfür ediyorlardı. Hatta kırmızı bir minibüs eşliğinde grup bir ara bayağı bir coştu. Bunun yanında karşı tarafta ise Efes forması giymiş kızlar ve erkekler "ay ne kadar hayvanca" der gibi maçın başlamasını bekliyordu.

Geçen sezondan kalan bir hesaplaşma vardı. Hele ki doping gibi bir olay da buna eklenince maçın tansiyonunun biraz yüksek olmasını bekliyordum. Yine de çok kötü bir karşılaşma oldu. İlk olarak Ayhan Şahenk gibi 2500 kişilik bir salonun yarısı bile dolmadı. Fenerbahçe Ülker tarafına 500 kişilik yer ayırmışlardı; ama orası da fazla dolmadı. Buna karşılık maç biletlerinin 20 tl olması saçma bir hareketti. Eskiden 3-5 liraya gidiliyordu. Her neyse, maça dönecek olursak ilk dakikalarda Kasun'un pick and rollerde ortayı kapatamaması sonucu Fenerbahçe Ülker o bölgeyi iyi çökertti. Özellikle Semih maçta 3 kere basket faul yaptırarak Nba'e göz kırptı resmen. (iyi oynadı ama) İlerleyen dakikalarda kendisine Ömer de eşlik edince Avrupa'nın bile en iyi pota altına sahip olan takımlarından Fenerbahçe Ülker maçtan kopmadı. Yanlış hatırlamıyorsam ilk çeyreğin son dakikalarına doğru oyuna Sinan girdi. Atletik fiziği ve agresif oyun tarzıyla ilk girdiği anda top kaybı yaptırttı. Hücumda kimsenin gözünün yaşına bakmadı, en kritik anda hücum ribaundu aldı. Yıllar önce Alper Yılmaz ne ise şimdi de Sinan öyle. Hatta Sinan'ın çok daha yönlü olduğunu söyleyebiliriz. Fenerbahçe 2-1-2 alan savunmasına geçtiği zaman yüksek posta çıkıp pas alan isimdi. Eminim hücum setinde öyle değildir.

ilk yarı bittiği zaman ortada çok kısır bir tablo vardı. 60 sayı olmaz diye düşünüyordum. Zaten 3 oyuncusu eksik Fenerbahçe'nin hücumda sorumluluk alacak oyuncusu yoktu, Greer bir ara Ender'in üstünden 3 kez aynı pozisyonda sayı yaptı. Pivot olarak Kaya'nın olması da bu durumda etkliliydi. Fakat Tanjeviç'in Efes'in 4 kısalı taktiğine karşılık pota altına topu indirtememesi çok komikti. Hele ki Oğuz gibi yardımlaşma geldi mi boş adamı iyi görecek bir uzunu varken bunu yapmaması garip. Bunun yanında Nachbar oyundayken her topun ona döneceğini herkes biliyor fakat Tanjeviç usta bir türlü bilmiyordu. Semih mi adamın üstüne çıkacak? Daha geçen Avrupa Şampiyonası'nın hazırlık maçlarında bu yüzden denize dökülmedik mi? Nachbar'ın üst üstte attığı üçlükler ve Greer'in gereksiz saçmalamaları sonucu Efes maçtan farklı ayrıldı. Rakoçeviç de bir ara gençlik zamanındaki gibi 1 numarada takıldı.

Maçla ilgili bir not da Fenerbahçe taraftarı için:
Bu hafta boş geçen futbol takımının taraftarları yine salondaydı ve yine iş başındaydılar. Yabancı madde yine atıldı. Bunun yanında kokoş Efes taraftarlarının bestelerine karşılık çok pis ayar verdiler. Artık efesliler karşılarında futbol taraftarının olmadığını filan zannediyorlardı sanırım. Efes'in kızları devre arasında çıktığında yine kendilerinden geçtiler. Hele ki molalarda hediye kazanmak için atış yapan Efes taraftarlarına "gerizekalı gerizekalı" demeleri ile her şeye laf yetiştirmiş oldular. "Efes Pilsen doping yapsana!"

Read more...

08 Kas 2009

Basında Ersan #2

Hayret nasıl olduysa basınımız Ersan'dan bahsetme gereğini duydu. Sanırım Casper'ın reklamında görünce akıllarına geldi. Hürriyet bugün 3 satır olarak bahsetmişti. Şimdi de netten bakıyorum bakalım durum nasıl diye.

HÜRRİYET



"-ERSAN 5 SAYIYLA OYNADI-


Milwaukee Bucks forması giyen Ersan İlyasova, takımının deplasmanda Minnesota Timberwolves'i 82-72 yendiği maçta 5 sayı kaydetti.Oyuna yedek kulübesinden gelen ve 16 dakika forma şansı bulan İlyasova, 2 kez kullandığı 3 sayılık atışlardan 1 isabet çıkarırken, yine 2 kez kullandığı 2 sayılık atışlarda da 1 kez başarılı oldu ve maçı 5 sayı, 3 ribaunt, 1 de asistle tamamladı."


Milliyet'te basketbolla ilgili bir habere ulaşamadım. En son Avrupa Şampiyonası ile ilgili yazılar var. Onlara bir şey demek bile istemiyorum bu yüzden. Radikal ise Hürriyet'te yazan haberin aynısını kopyalayıp yapıştırmış ya da Hürriyet yapmış. İnsan gider Nba.com'dan oyuna girdiği süreler içinde ne yaptığına bakar bir. Vatan'da da herhangi bir ses yok. Taraf'a gibi bir gazeteye bile baktım; ama orada da yok. Zaman da aynı yazıyı kullanmış. Çok rahatsız edici bir olay. Gerçi haber "Hidayet yedi, alıştı, aslan vs..." şeklinde geçiyor ama hep aynı yazılar. İnsan 5 dakika açar bakar. Yazık cidden.

Read more...

07 Kas 2009

Cami Avlusuna Topu Kaçan Çocuk

benim lan ben, başkası değil. 15 seneden fazla süre içimde bir ukde olmuş yara. bu öyle inşaata kaçan top gibi değil. inşaata top kaçarsa sonun ne olacağını herkes bilmekte. yani o topu oraya almak için giden çocuk dönerken iki topla döner. cami öyle mi ama? adı üstünde lan cami. yine yaz zamanı mahallenin bütün çocukları ipini koparmış it gibi dışarıda tepinmekte. parkta top oynamamıza bekçi amca izin vermiyordu. toz çıkıyormuş, cart curt. o park zaten annesi ile gelenlerin yeri sadece. aile salonumuz vardır uygulaması vardı resmen. zaten salıncağa da damsız binemiyorduk. eziyet resmen. zaten topu camiye kaçmayan bir çocuk vardı srna. bak adam yıldız oldu.


olaya geleyim ben. peder yeni top almış ama futbol topu. neredeyse benim yarıma geliyor ama topu kimseye de elletmiyorum. onunla yatıp onunla kalkıyorum. abim var ona bile elletmiyorum. ama o ibne yine de. topu da cami avlusuna kaçmadığı halde. her neyse bir gün gaza gelip camide top oynayalım dedik. caminin avlusu da 2-3 parça. garip yani kayboluyoruz paso. musalla taşını da kale yapmışız. imam amca içeride "allah" diyor biz de dışarıda "ya allah" diye inliyorduk. akınlar dehşetti. farklı din, dil her şey bu avluda erimişti. nasıl mutluyduk ki o da ne? caminin bekçisi elinde süpürgesiyle bize doğru koşmakta. ananski herkes kaçıyor ve top ortada. ben de topun sahibi olduğum için forvet hattında yani musalla taşının orada pineklemekteydim. allahım allahım hâlâ hatırlıyorum bak o günü. topu yerden kayarak iki elimin arasına almıştım. defans oyuncusu bekçi amca elindeki sopayla bana girişiyordu. top benim kontrolümden çıkmak üzereydi ki ne olduysa o anda oldu. artık imam mı çağırdı götoğlanını ne beni bıraktı gitti. bir de küfür gibi bir şey etti at hırsızı.elimde top, üstüm başım dağılmış, şortum ebesininkini görmüş bir şekilde mahalleye adım atıyordum. ama gören de beni osmanlı ordusunu dağıtan hırvat milisleri sanacak.
elimde de düşmanımın başı var. lan o da ne? tüm mahalle benimle alay ediyor. herkes benim nasıl yere yattığımı taklit ediyor. ibne kardeşim bile. lan götoş insan kardeşini korumaz mı? yok neymiş, topu ellettirmemişim ona hiç. yavşak senden büyük top mu olur? bir daha o camiye gitmedim. bir sürü akrabamın o camiden cenazesi kalktı ama gitmedim ben. bir de bu caminin imamı kursa gelenleri çivili sopayla dövüyor diye bir rivayet vardı. açıkçası şaşırmam. bekçisi süpürgeyle 5 yaşındaki çocuğa dalıyorsa imam ne yapar? kısacası küçükken topu cami avlusuna kaçan çocuk bolca dayak yer. hele bir de kerizse off yediği süpürge darbelerinin haddi hesabı yoktur. (sözlük)

Read more...

İşte O An!

Geçtiğimiz sezon Kobe'ye yaptığı bloğun ardından yenisi gecikmedi. Bu sefer ki kurban Orlando karşısanda Howard oldu. Çok mu büyük şey? Tabii ki hayır.

Read more...

Son Yorumlar

Yorumcular

Yorumcular

  © Blogger templates Newspaper III by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP